16 Mayıs 2007 Çarşamba

TILSIM

**ömrümün yarısı'na..

Anahtarı iki kez çevirdim deliğinde. Başımı hafifçe uzattım içeri ve içerdengelen karanlığa hep sana seslendiğim tonla seslendim ‘ Ben geldim! ’ Ayakkabılarımla kapıda ayrılıp salonun iki adım ötemde duran ışığına dokundum. Hep oturduğun duvarın dibine baktım. O, yapmayı en çok sevdiğin şeyin, yap boz’larının başucuna..Hani bir sigara yakıp yanında saatlerini geçirdiğin o küçük parçalar. Zaman zaman beni kıskandıran bu sevgin için ‘Yerine koyduğum her parçada kendimi tamamlıyorum’ demiştin bir seferinde.Sonra üstünden düşüp durduğumuz ama bir türlü onu yerinden kaldırmaya kıyamadığımız pötikareli tabureye, saatlerimizi geçirdiğimiz koltuklarımıza,elinde kupayla çay suyunun kaynamasını beklediğin mutfak parkelerine baktım uzun uzun.. Sessizliği bozdum şarkı listesine dokununca. Sana birşeyler yazarken düşündüm ki yaşamak yazmaktan daha zor. Ve herkesin aksine biz onca şeyi yaşayabilmişiz de kelimeler, anlatmak için az gelmiş.Gülümsedim küçük mektubuma başlarken. Sonra ben sustum, konuştu kelimeler…
Karanlıkta bulmuştuk birbirimizi, canımız en çok acırken. Tüm kılıçlar çekildiği sırada önümde durandın sen. Beni arkana saklayıp korurken sarılmıştık hayata ve birbirimize.. Aramızda isimsiz bir tılsım vardı. Her defasında beni düşündüren, imkansız dedirten bir tılsım. seni bana bağlayan neydi? Hep kilometrelerin aramızda durduğu bir yakınlıktı. Yalnız başına küçücük bir evde uyuyamadığın her gece bende uyuyamazdım senden habersiz. Ağladığını hissederdim annenin çocuğunun gözyaşlarını hissettiği gibi. Aynalara bakıp saatlerce susardın. Sonra bir çığlıkla yere dökülürdü kırılan parçalar.. onlara dokunamazdın yap bozların aksine. Bu kez parçalanmaktı o küçük parçalar senin için, kendini tamamlamak değil.. bir sabah ağlayarak seni aradığımda rüyamda seni bir binanın 6.katından düşerken gördüğümü söylemiştim.. sen sessizce dinlemiştin beni, buz gibi. Ve ancak sonraları öğrenmiştim binanın 6.katında oturduğunu ve o gece ölümle yaşam arasında çok fazla sıkıştığını..
hayat bizim için zor geçti biliyorum. Sınavlarla ve yenilgilerle..
ama geçti işte..
geçti..
Ayları sayıp ,günleri, dakikaları sayıp geçirmiştik o seneleri. Her detayını düşündüğümüz evimizin koltuklarında oturup bugünlerden bahsedecektik. Hayatımızın her saniyesini nasılda hakettiğimizi görecektik her seferinde. İnsanın uzun seneler sonunda torunlarına anlatmayı hayal ettiği hikayelerden biriktirecektik. Gözlerin bulutlandığında, aklın bulandığında elini tutar, saçlarını severdim. Gözünden akan damlaları elimle siler, uyku ilacı tadında cümleler kurardım sana, seni biraz olsun gerçek hayattan uzaklaştıran.. Ve bazen öyle zor gerçeklerle yüzleşirdik ki bunları sana söylemek bir doktorun hastasına üç ay ömrünün kaldığını söyleyebilmesinden aşağı kalmazdı. Birkaç mumun gölgesinde geceleri sabah ederdik. Sen benim yarımsın, ömrümün yarısısın derdim minicik bir gülümsemen için. Geceler boyu konuşur, geceler boyu susardık. Sana sonu güzel biten masallar anlatmamı isterdin. Sonra içinde biz olan masallar kurar oynardık. Anılar başlar , anılar bitmezdi.Kanımıza dokunan aşk hikayeleri, içimizde söylenmeden kalan sözler,adresini bulmayan mektuplar uzardı gücü yettiğince.. Bir yolunu bulup kendimize suç bulduğumuz senaryolar yazardık zaman zaman. Başladığımız cümlelerin en savunmasız yerinde; aslında belkide öyle olmasaydı derken susardık. İçimizden tamamlardık sonra yarım kalan kısımlarını. Cümlelerimizi de tamamlardık sessizce, birbirimizi tamamladığımız gibi.. Her şey zamanını bekliyordu sanki. Hazırmışlar da aslında yaşanmaya, yalnızca başlama düdüğünü bekliyorlarmış gibi . Bir dilek tutup, saatlerce gökyüzünü izledim, kayan bir yıldız görebilmeyi bekledim. Hayatımdan çıkışın olmasın dedim içimden. Hep böyle ani gelenler ani gider ya, olmasın dedim..Yüzümüze vuran güneş uyandırsın her sabah bizi, hayallerimizde çizdiğimiz gibi..Ve koyduğumuz çizgilerin gerisinde durması gerekenler dokunmasın hayatımıza dedim. Dedim ki , hayat seni benden almasın yarım.. O hep düşüp durduğumuz taburede oturmuş sana birkaç satır yazmışım. Dörde katlayıp bir şeylerin arasına sıkıştırmışım. Bulduğunda gülümse diye.Gülümsediğinde gülümseyeyim diye…
*
adı yok bahar'2007

11 yorum:

Adsız dedi ki...

hayatın en güzel süprizisin..

ece dedi ki...

hayattAki en güzel hediyime;hayat senle gülümsemye başladı bana,ömrüm senle aydınLandı!ömrüMn yarısı hayatmn tadı oldun..zaMn gectkce daha cok içime işler gülümsMnle daha cok gülümstebLr oldn!..hayat seni bende almasn..canımsn küçük hayatMn en özelsn!seni kocamn seviorm:)

Adsız dedi ki...

İçinde biz olan masalların içinde biri olarak gülümseyebilmek ne hoş.
Gülümsemek sanırım seni tamamlayan ve tanımlayan en güzel cümle. Yakışmış.
Gülücük çiçekleri yakandan eksik olmasın.
serdar
istgambul@hotmail.com

Adsız dedi ki...

bence çok güzel umarım daha başarılı olur

..ezgi.. dedi ki...

teşekkür ederim tüm iyi dilekleriniz için..

fındık dedi ki...

iyi güzel anlatıyorsunuzda dünya bu kadar renkli değil insanlar bu kadar umutlu değil günler bu kadar akıcı ve çoşkulu değil çiçekler eskisi gibi renk vermio insanların gözleri parlamıyo gece sabah olunca sıkıntılar sonlanmıyo dünya bu kadar renkli değil gölgeler çoğalıo kara delik büyüyor

..ezgi.. dedi ki...

tamam he şey mükemmel demiyorum ama bunca karamsarlıkla yaşanmazki..gerçekçilikle karamsarlığı karıştırmıyorum birbirine yanlış anlama,ama uyandığında "bugün güzel bir gün" demezsen nasıl yaşanır?

Adsız dedi ki...

insanın hayattan bir beklentisi olması bir mucize. umarım mucize size yakışır. korkarım artık sayınız giderek azalıyor çünkü.

ipek

..ezgi.. dedi ki...

beklenti bir mucize, ve benim ellerim avuçlarım mucizelerle kaplı... hepimiz yeterince kaybetmedik mi zaten..?? bence artık gülmek zamanı.. bu da ancak hayattan beklentilerke olur..

ayşegül dedi ki...

hayt belki evet bu kadar renkli değil ama,beklediğin,belki de aamaktan vazgeçip suskun yüzünü karaya çevirdiğin an çıkar karşına mucizeler ki zaten bu yüzden mucizedir ve hayatı pembeye boyarlar. ellerinden zamanın hızla kayıp gittiğini farkedersin ve korku kaplar mucizene daha bi' sıkı sarılırsın... hep acıtacak değil ya hayat dersin,bedeli ödenmiş mutlulukları yaşamak da haz verir insana,hakettiği gülümsemeyi konduruverir dudağının köşesine... mucizelerin hep yüreğmizin bi köşesinde kalmaı dleğiyle,hayat gülümseyişleri alamaz biz vermezsek...

..ezgi.. dedi ki...

evet haklısınız.
teşekkür ederim düşüncelerinizi paylaştığınız için.