1 Aralık 2008 Pazartesi

ılık ruh


Yıllar sonra bir mesajla irkilmek nasıldır? Çocukluğundan bir izle karşılaşmak mesela. Bir sesle, bir kokuyla, bir yazıyla, çatı katında unutulmuş bir kutuyla belki… Düşünsene yıllar boyu görmediğin bir arkadaşınla ya da. Hesapta olmadan çat diye yüz yüze kalmak.

Eskiden kalma her şey saçma bir güven verir insana. Çocukluk arkadaşlarını sevdiğin gibi sevemezsin yeni gelenleri örneğin. Bin kat güzel olsa da yeni aldıkların, eskisine kıyamazsın. Saçma sapanda olsa bir anlamı vardır hep.

Hayatım boyunca yaşadığım en büyük mutluluklar büyük üzüntülerimin hemen ardından geldi. Ve neden hepsinin ortak özelliği gökten zembille inmeleriydi. 10saniye önce ağlamaktan şişen gözlerime hediye gibiydiler. O yüzüme sert kapanan her kapının ardından inanamayacağım bir başkaları açıldı. Kişisel gelişim zırvalıklarına inanmayan bir kimse olarak kendime telkinlerde bulurken yakaladım kendimi.

Çocukluğumdan kalma bir hediye tutuyorum avucumda. Henüz kıymeti anlaşılmayan, şakası gerçeğinden ağır basan, sessiz sedasız pek bir naif duran avucumda ama gün gibi aydınlık olan bir hediye…

3 yorum:

mikail çağlar dedi ki...

Hayatta ayakta durabilmek için sana açılan kapı aralığını görebilmek yeterli...

Adsız dedi ki...

o mesajı tekrar okuyacağım günü bekliyorum ama mesajı unutmaktan korkuyorum

sercan dedi ki...

çocukluk... kimsenin kirletemeyeceği anılarla dolu bir yaşantı... her şeyi kalbimizle yaşadığımız zamanlar... nefretten, kinden uzak... henüz çikolatanın çukulata olduğu zamanlar...
belki de kötü duygularla karşılaşmamış olduğumuz için bu kadar güzel anıları...